Kayıtlar

Mart, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gafile Kelam, Nafile Kelam

I.   Nemrut'un İğdesi Nefrete saik olacak bir bilinçsiz taksir sonucu zuhur eden sancılar armağan etmeyi dilerdim, rahiyadan yoksun iftira kokan ağızlılara. Tarafımca uğradıkları hezeyanı ensesine astığım bronz kaplama çelik bir halatla taçlandırır, boyunlarını büker, suretlerini bozar, yüzlerini düşürürdüm, pare pare... Ancak o vakit vicdanımı arındırmak için çitilerdim kalp çeperimi, kanlı zaferimin buruk göz yaşlarıyla yoğrulmuş bakırdan keseyle. Fakir duygularınıza sadaka niyetiyle verdiğim sevginin karşılığı, sırtıma saplanan 12 kalibrelik fişekler miydi? İhanetin sonradan öğrenilmediğini, kalıtsal bir miras olduğunu ortaya koyuyor varlığınız ve yaptıklarınız. Zira sizler okumaz, izlemez ve dinlemezsiniz. Zevk çukurlarında balçık eşelemektir yegâne marifetiniz. Özgürlüğüme kastettiniz! Canıma kastettiniz! Umutlarıma ket vurdunuz! Güvenimi öğüttünüz taş değirmenlerde... II.   Sürreal Prangalar Her kırmayı başardığın kilidin ardından aralanan kapı, öncekinden daha geniş bi

Dört Gram Peynir (Öykü)

Bazı anlar oluyor, manzaranın bir parçası olduğunu fark ediyorsun. Usta bir ressamın elinden çıkmış kadar büyüleyici hissediyorsun. Karşı koyamıyorsun, boşluğa poz veriyorsun. Renkler adeta kırılıyor üzerinde. Kendini dışarıdan görmek için çıldırıyorsun. Şu an böyle bir anın içerisindeyim. Hayal gücüm yetersiz kaldıkça, bir çizgi daha çekiyorum. Bu ucuz pansiyonun aynalardan ibaret bir kutu olmasını isterdim. Kaçınılmaz bir şehvetle ilk sonbaharına soyunan ağaçların utangaçlığını, beyaz bir örtü ile göğüslerini ve kasıklarını kapatarak betimliyor Wisteria. Onu çıplak gözlerim ile seyretmek istemiyorum. Bu hiç ilgi çekici değil. Yansımasını seyretmek isterdim. Dokunduğumda tüylerinin şahlandığını, kaslarının kasıldığını, dudaklarını ısırdığını, gövdeme siyah tırnakları ile özgürlüğüne gün sayan bir mahkûm gibi çentikler attığını izlemek isterdim. Aynalardan gözümü ayırmadan sevişmek isterdim onunla. Sevişirken nasıl bir hayvana dönüştüğümü görmek isterdim. Anahtar deliğinden birilerini

Tanrı Neden Kurban İster? (Öykü)

Hırkamın kolunu avucumun içerisine alarak, bir şeyler görebilirim umuduyla camdaki buğuyu sildim. Hava zifiri karanlık olmasına rağmen sokak lambaları yanmıyordu. Araba farlarının aydınlattığı kadar görebiliyordum etrafı. Babam, yola çıktığımızdan beri hiç konuşmamıştı. Zaten babam benimle hiç konuşmazdı. Bir eli direksiyonda, diğer eli tespihinde, sadece dudaklarını oynatarak zikir çekiyordu. Çok sıkılmıştım. Elimi radyonun açma tuşuna doğru götürdüm. Babam elinin tersi ile suratıma bir tokat çarptı. Ardından hiçbir şey olmamış gibi zikir çekmeye devam etti. Onun bu ilkel davranışlarına alışkın olduğum için sesimi çıkarmadım. Başımı çevirip karanlığı seyretmeye devam ettim. Bir süre sonra yolun kenarında durduk. Babam arabadan indi. Bagajı açtı ve bavulumu aldı. Bagajı kapattı. Arabanın arkasına iki kez vurdu. Arabadan inmemi istemişti. Onun benimle kullandığı dil buydu. İndim. Karşımdaki arazinin ortasında ışıkları yanan üç katlı bir apartman vardı. Etrafında tek tük müstakil evler b